İzmir’in kuzeyinde yer alan bir sahil ilçesi olan Foça, adını civar denizde yaşayan foklardan almış. Eski Foça ve Yeni Foça olarak iki bölgeye ayrılmış. Korunmuş olanı Eski Foça. Sahilden denize baktığınızda önünüzde balıkçı tekneleri, onların ardı sıra sonu yok gibi görünen mavilik ve küçük adacıklar, sahilden ilçeye doğru baktığınızda ise taş evleri, daracık sokakları ve güler yüzlü insanlarıyla sıcacık bir Ege ilçesi görüyorsunuz.
Burada hayvanlara çok değer veriliyor. Şimdilerde Foça’nın simgesi adını da aldığı sevimli foklar, ancak geçmiş zamanda Foçalıların simgesi dirliği ve erken uyanışı simgeleyen horozdu.
Foça’nın Karataş öyküsünü duymuş muydunuz? Foça’da nerede olduğunu bilinmeyen bir Karataş var ve bu taşa basan kopamıyor Foça’dan. Çok zorlanıp bir yerlere gitse de mutlaka dönüp dolaşıp gene geliyor Foça’ya. Bence Foça’nın her yeri Karataş. Foça’yı görüp de sevmemek, dönüp gelmemek mümkün değil de ondan.
Phokaialılar, yani Foça’nın eski sakinleri, yaman denizcilermiş. Samsun’u, Lapseki’yi, Güney İtalya’da Velia, Korsika’da Alalia, İspanya’da Ampuria, Mısır’da Naukratis ve Fransa’da Marsilya’yı Foçalılar kurmuş. Marsilya’nın eski liman girişinde “Bu şehir MÖ 600 yılında Phokaia’dan gelen denizciler tarafından kurulmuştur” yazıyor hala. Kültür de taşımışlar gittikleri yerlere. Fransa’ya alfabeyi götürmüşler, Akdeniz’in birçok kıyısına zeytinciliği yaymışlar. Zengin bir kent olmuşlar, paraları her yerde geçerli ve değerliymiş.
Eski Foça’dan Yeni Foça yönüne doğru giderken artarda göreceğiniz Mersinaki koyları en güzel plajlarıdır Foça’nın. İki Foça arasında eski değirmenleri, denize dimdik inen yarları ve kıyısındaki kumsalları, tertemiz otelleri, küçük ve sevimli pansiyonları ve Küçükdeniz kenarına sıralanmış güzel balıkçı lokantaları ve yüzleri hep gülen insanları ile sizi bekliyor. Gerçi burada yaşayıp mutlu olmamak içten bile değil.
Foça çevresindeki irili ufaklı pek çok ada ve koya günübirlik tekne turlarına katılabilir ya da özel bir tekne kiralayabilirsiniz. İlk durağınız eski Foça’ya yarım saat uzaklıktaki Orak Adası olacak. Adanın ilk bölümünde küçücük bir göl bulunuyor. Göle paralel ilerlemeye devam ederseniz, eşine hiç bir yerde rastlanmayan, hayranlık uyandıran Siren Kayalıkları çıkacak karşınıza. Rüzgarın ve dalgaların aşındırarak dantel gibi işlediği kayalıkların sevimli ev sahipleri Akdeniz Fokları’nı eğer şansınız varsa görebilirsiniz bu çevrede.
İkinci durak ise Foça’nın tam karşısında bulunan ve 15 dakikalık bir yolcululukla ulaşılabilecek olan İncir Adası. İngiliz Burnu’nun karşısındaki adada antik yerleşimden izler bulacaksınız. Mezar odası, kayalara oyulmuş mum yerleri, su kanalları, süzme havuzları, mağaralar, Kybele kabartmaları ve tapınak kalıntıları gezinizi çekici kılacak. Adanın çamlarla kaplı bölümü, yaz bahar ve yaz aylarında piknikçilerin gözdesidir. Burada 20 çadır kapasiteli bir de kamp alanı bulunuyor. Adada bir de kır lokantası var. Izgara olta balığı, et mangal servisleri yapılıyor.
Kıyılarında balık ve yosun kokusu duyulan bu kentte, canınız çektiği an, her yerde denize atlayıp yüzebilir, sabah çayını ağını onaran bir balıkçı ile paylaşabilirsiniz. Foça'yı görmek bir şans; yaşamak ise bir ayrıcalıktır. Gün batımının her mevsim güzel olduğu Foça'da yelkovan kuşları, martılar, balıkçıllar, ada güvercinleri, tavşanlar, orkinoslar, yunuslar, foklar alıp başka aleme götürür insanı. Foça'ya adını veren foklar, bu kent için özel bir öneme sahip. Foça'da dokunulmazlığı olan bir diğer canlı türü de kediler. Sarmanı, tekiri, alacası ile Foça'nın sokaklarını keyif ile dolaşırlar.
3 bin yıldır denizcilik yapılan Foça çeşitli balık türlerini ve deniz ürünlerini de barındırıyor. Neymiş bu deniz canlıları derseniz: Orkinoz, Kırlangıç, Kefal, Mezgit, İşkine, Kupez, Kolyoz, Sinarit, Pisi, Dil, Levrek, Çinekop, Adabeyi, Barbunya, Mercan, Tranca, Çipura, Karagöz, Sargoz, Kalamar, Sübye, Ahtapot, Istakoz, Midye, Akirides.
Phokaia, İzmir Körfezi çıkışının kuzeydoğusunda, M.Ö. 11. Yüzyıla kadar uzanan tarihi eserleriyle, İzmir Arkeoloji Müzesi ve daha birçok müzenin vitrinlerini süsleyen, gizemli bir antik kent. Bu gizem, yapılan arkeolojik kazılarla gün ışığına kavuşmakta ve bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılan eserler arkeoloji dünyasının ilgisini de Foça'ya çekmekte.
Ege’nin şirin tatil beldesi Foça’da tatil yapmak isterseniz, Foça otel fiyatlarını inceleyip, biran önce Foça Otel rezervasyonunuzu yaptırmanızı tavsiye ederim. Kesenize ve kafanıza uyan Foça Apart Otellerinden birinde, bir Foça Butik Otelinde, bir Foça Pansiyonunda veya bir Foça Otelinde geçirebilirsiniz tatilinizi.
Foça Konumu:
Foça, İzmir iline bağlı 28 ilçe merkezinden biri. İlçeyi doğuda Menemen, kuzeyde Çandarlı, batıda Ege Denizi, güneyde İzmir Körfezi çevreler.
Foça Genel Nüfusu:
2008 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre Foça’nın toplam nüfusu 29018 kişi.
Foça İklimi:
Foça'da Akdeniz iklimi hüküm sürer. İzmir ili içinde en az yağış alan ilçelerden biridir. Rüzgarlı gün sayısı fazladır. Kışları yağışlı ve ılık, yazları ise sıcak ve kurak geçer.
Foça Geçim Kaynakları:
Foça’nın köylerinde tarım ve hayvancılık, Eski Foça ve Yeni Foça'da ise turizm ve balıkçılık en önemli geçim kaynağı. Kıyı boyunca çok sayıda Foça apart oteli, Foça butik oteli, Foça pansiyonu ve Foça oteli hizmet vermekte.
Foça Görülmesi Gereken Yerler:
Siren kayalıkları
Fok Mağaraları
Athena Tapınağı
Kybele Açıkhava Tapınağı
Tiyatro
Arkaik Duvar & Heredot Duvarı
Dış Kale
Mozaikler
Taş Ev
Şeytan Hamamı
Sur ve Beşkapılar
Yel Değirmenleri
Fatih Camii
Kayalar Camii
Hafız Süleyman Mescidi
Osmanlı Mezarlığı
İlginizi çekerse Akkayalar Vadisindeki dede yatırları (Horoz Dede, Süt Dede, Makarna Dede (Çıplak Dede) bunlardan en önemlileri)
Foça 'da Muhakkak Yapılması Gerekenler:
• Foça çevresindeki irili ufaklı pek çok ada ve koya düzenlenen günübirlik tekne turlarına katılmadan,
• Tarihi yerleri ziyaret etmeden,
• Siren kayalıklarını görmeden,
• Bu yöreye ismini veren fokların mağaralarını görmeden,
• Balık tutmadan dönmeyin Foça’dan. İsterseniz kıyıdan oltanızla, isterseniz küçük bir ücret karşılığında balıkçı teknesinde balık tutmanın keyfini çıkarın.
• Balık yemeden, özellikle de Foça’nın spesyali Yoğurtlu Kupa yemeden, Foça şarabı içmeden dönmeyin. Seçmekte zorlanacağınız çeşitliliğe sahip mezeleri, deniz ürünlerinden yapılan salataları ve zeytinyağlı Ege’ye özgü leziz otları da tatmayı unutmayın tabi. Bu yemeğin üstüne de sakızlı dibek kahvesi.
• Salı günleri kurulan Foça’nın pazarını ziyaret etmeden dönülmez Foça’dan. Neler mi var pazarda, ne yok ki; sebze-meyve, baharat, yufka, ayakkabı, zücaciye…
• Foça’da elbette faytona binmeden olmaz.
Foça Tarihi Yerler:
• Athena Tapınağı: Batı Anadolu'nun 12 İyon kentinden biri olan Phokaia kentinin ana tanrıçası olan Athena adına M.Ö. 590-580 yıllarında yapımına başlanan İyon düzeyindeki tapınak türünün erken örneklerinden biridir. Tüf taşından yapılmış sütunları, beşik çatı sistemini taşımaktadır. Athena tapınağının kazısı 1998-1999 kazı sezonunda başlamış ve halen devam etmektedir. Tapınak Phokaia'nın merkezinde ve şehre hakim bir konumdadır. Ana girişi doğuya bakmaktadır. Doğu yüzünün önünde de Athena'ya getirilen sunuların bırakıldığı bir sunak vardı. Tapınağın çevresi güzel bir podyum duvarı ile çevrilmekteydi. Şu anki kazılarda bu podyum duvarının ortaya çıkarılması için çalışılmaktadır. Podyum duvarının üzerinde pek çok tapınak mimari parçaları da bulunmuştur. Ayrıca Athena Kutsal Alanı 17 ve 18 yy'larda yaşam mekanı olarak kullanılmıştır. Bu döneme ait pek çok mimari ve seramik buluntular da ele geçirilmiştir.
• Kybele Açıkhava Tapınağı: İ.Ö. 580 yılına tarihlenen yapıda, çeşitli büyüklüklerdeki beş nişte tanrıça Kybele'nin heykelleri ve kabartmaları yer alıyordu. Kayaya oyulmuş adak havuzuyla denizci fenerlerinin konulması için yapılan küçük nişler; denizden gelenlerin burada tapındıklarını gösteriyor. Kutsal alanın yaslandığı kayalık üzerindeki sur duvarları, duvar yapımının dört ayrı dönemini göstermektedir. Arkaik surlar, harçsız yapılmıştır. Roma dönemi surlarında kireç harcı kullanılırken; Ceneviz ve Osmanlı dönemi surlarında kireç harcı, kum, tuğla parçası ve kiremit tozlarından oluşan Horasan Harcı kullanılmıştır. Athena'nın kökeni Babilli Kraliçe Izdar'a kadar gider. Kybele Anadolu'nun tanrıçasıdır. Kybele, Arkaik dönemden itibaren çok saygı görmüştür. Yeldeğirmenli tepe ile İncir Adası'nda da kutsal alanlar vardır.
• Tiyatro: İ.Ö.340-330 yıllarına tarihlenen tiyatro son dönem kazılarda bulunmuştur. Anadolu’nun en eski tiyatrosudur. Kazı iki ayrı bölümde yapılmıştır. Birinci bölümde Analemna Duvarı iyi korunmuş bir halde ortaya çıkarılmış (4,5 m. yüksekliğinde); ikinci bölümde 4 ayrı basamak bulunmuştur. Basamaklarda Fuyte Oyta yazısına rastlanmıştır. Buradan her mahallenin ayrı bir bölümde yer aldığı ortaya konmuştur. İ.S. 1.yy'da seramik çöplüğü, 2.yy'da Nekropolis (mezarlık) olarak kullanılmıştır. Dayanıklı bir taş türü olmayan ve yörede Foça Taşı olarak anılan Tufa'dan yapılmıştır.
• Arkaik Duvar & Heredot Duvarı : Son dönemdeki kazılarda Foça'nın Arkaik dönemde 5 km. uzunluğunda surlara sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Maltepe Tümülüsü tepesinde yapılan kazılarda İ.Ö.590-580 yıllarına tarihlenen sur duvarları bulunmuştur. Heredot bu duvarlardan sıkça bahsettiği için Heredot Duvarı olarak anılmaktadır. Payanda duvarın yanında yer alan 4m. genişliğindeki boşluğun kent kapısı olduğu saptanmıştır.Kazılarda çıkarılan Pers ok ve mızrak uçları, kırık amphoralar eski mancınık gülleleri İ.Ö.546'da büyük bir savaş olduğunu göstermiştir. Pers Komutanı Harpagos'un ordusuyla Phokaialılar arasındaki savaş, Harpagos'un zaferi ile sonuçlanmıştır.
• Dış Kale: 1698 yılında yapılan kaleden geriye pek bir şey kalmamıştır. İç kısımda Türk hamamının kalıntısı vardır.
• Mozaikler: Son dönemdeki kazılarda Arkaik, klasik, Helenistik ve Roma dönemine ait yerleşim katları ortaya çıkarılmıştır. 1993'teki kazılarda çıkarılan İ.S.5-4 yy'lara tarihlenen Roma dönemi villasının taban mozaiklerinden biri hasarsızdır. Diğeri biraz ileride kısmen hasarlı olarak bulunmuştur. Sağlam kısmı restore edilip İzmir Arkeoloji Müzesi'ne konmuştur.
• Taş Ev: Foça'nın 7 km. kadar doğusunda kuru bir dere yatağı kenarında, İ.Ö. 4.yy'a tarihlenen, Lydia / Lykia geleneğinde; Pers etkisi altında kalınarak yapılmış bir mezar anıttır.
• Şeytan Hamamı: Antik Çağ'da kayalar oyularak yapılmış bir aile mezarıdır. Mezar uzun bir yol ve iki mezar odasından oluşmuştur. Yapılan kazılar sırasında bulunan seramik, mezarın İ.Ö.4. yy'a ait olduğunu ortaya koymuştur.
• Sur ve Beşkapılar: Beşkapılar, Osmanlı dönemi kalesinin kayıkhane bölümüdür. Buradaki yazıta göre Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1538–1539 yıllarında onarım görmüştür. Beşkapılar, 1983 ve 1994 yıllarında restore edilmiştir. Şehrin etrafını çevreleyen surların en iyi korunmuş bölümleri, yarımada üzerindeki Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait onarımlardır. Beşkapılar'da bilimsel kazılar yapılmaktadır.
• Yel Değirmenleri: Foça'ya gelirken indiğiniz yokuşun solunda yer alan dağdır Top Dağı ve üzerinde tarihi yel değirmenleri vardır. Artık yıkılmaya yüz tutmuştur ama hem tarihi anımsatır size hem de güzel bir manzara yaşatır. Yakın zamanda yel değirmenlerinin restorasyonu planlanmaktadır.
• Fatih Camii: Foça'nın Türk dönemine ait en önemli yapısıdır. Yapıda iki kitabe vardır. Avlu kapısındaki kitabe 1531 tarihlidir. Kitabeye göre Avlu Kapısı Mustafa Ağa adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Ana giriş üzerindeki kitabeye göre de Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle yeniden inşa ettirilmiştir. Kitabelerden, caminin Foça'nın fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılarak 1531 yılında bir avlu ile çevrelendiği, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile ancak onun ölümünden sonra 1569-1570 yıllarında yeniden inşa edildiği anlaşılmıştır.
• Kayalar Camii: Dikdörtgen planlı düz tavanla örtülü bir camidir. 15 ya da 16.yy'da yapıldığı sanılmaktadır. Minaresi 19.yy'da yapılmıştır. Bizans dönemine ait devşirme malzeme kullanılmış, üzerini örten ahşap tavan yenilenmiştir.
• Hafız Süleyman Mescidi: Giriş açıklığı üzerindeki kitabeye göre 1548'de Foça Kalesi dizdarı Kurt Hacı Mustafa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki şeklini 18-19.yy'da almıştır. 1917'de ibadete kapanan mescit 1992'de yeniden açılmıştır.
• Osmanlı Mezarlığı: 16.yy'dan 19.yy'ın sonuna kadar gömüye açık olduğu olduğu anlaşılmaktadır. Mezar taşlarında gül, selvi ağacı, üzüm salkımları, nar, hurma ve stilize edilmiş birçok bitkisel motif yer almaktadır.